Blog
Android cihazında İngilizce pratiği yap.
Zamir
Örnek: “Everyone is here.”
Eşanlamlılar: everybody
Zıt anlamlılar: no one
İsim
Örnek: “Everyone has a small quirk.”
Eşanlamlılar: oddity, habit
Zıt anlamlılar: normality
Sıfat
Örnek: “His deliberate silence made everyone uncomfortable.”
Eşanlamlılar: intentional, calculated
Zıt anlamlılar: accidental, impulsive
Örnek: “His sarcastic reply upset everyone.”
Eşanlamlılar: mocking, ironic
Zıt anlamlılar: sincere, kind
Örnek: “The teacher tried to be fair to everyone.”
Eşanlamlılar: just, reasonable
Zıt anlamlılar: unfair
Örnek: “Her friendliness made everyone feel welcome.”
Eşanlamlılar: kindness, warmth
Zıt anlamlılar: coldness, hostility
Zarf
Örnek: “The event was designed inclusively so everyone could participate.”
Eşanlamlılar: openly, without exclusion
Zıt anlamlılar: exclusively, narrowly
Örnek: “There is not enough room for everyone here.”
Eşanlamlılar: space, area
Zıt anlamlılar: crowding
Örnek: “He told a joke that made everyone laugh.”
Eşanlamlılar: funny remark
Zıt anlamlılar: serious statement
Edat
Örnek: “Everyone came except Tom.”
Eşanlamlılar: apart from
Zıt anlamlılar: including
Örnek: “Everyone hopes for peace.”
Eşanlamlılar: calm, harmony
Zıt anlamlılar: war
Örnek: “Accountability prevents “everyone’s job” from becoming nobody’s.”
Eşanlamlılar: responsibility
Zıt anlamlılar: impunity
Örnek: “His ruthlessness in negotiations surprised everyone.”
Eşanlamlılar: cruelty
Zıt anlamlılar: mercy
Örnek: “Everyone should have equal rights.”
Eşanlamlılar: same
Zıt anlamlılar: unequal
Fiil
Örnek: “She blushed when everyone looked at her.”
Eşanlamlılar: turn red
Örnek: “Nobody knows the answer.”
Eşanlamlılar: no one
Zıt anlamlılar: everyone
Örnek: “The news shocked everyone.”
Eşanlamlılar: astonish
Zıt anlamlılar: calm
Örnek: “Everyone wants freedom.”
Eşanlamlılar: liberty
Zıt anlamlılar: slavery
/əˈsɪdʒuəs/
Örnek: “Her assiduous work impressed everyone.”
Eşanlamlılar: diligent, sedulous
/ɪnˈʃʊr/
Örnek: “Ensure everyone understands.”
Eşanlamlılar: ascertain, control, assure
/kənˈtrɪbjuːt/
Örnek: “Everyone can contribute to success.”
Eşanlamlılar: impart, lead, give
Yeni öğrendiklerinle bir soruyu cevapla ve önerilen düzeltmeyi al.
Doğal konuşun ve İngilizce konuşma seviyenizi A1’den C2’ye keşfedin.