Blog
Android cihazında İngilizce pratiği yap.
Sıfat
Örnek: “I have a little dog.”
Eşanlamlılar: small
Zıt anlamlılar: big
Fiil
Örnek: “Do not disparage other people’s work.”
Eşanlamlılar: belittle, criticize
Zıt anlamlılar: praise
Örnek: “Some families subsist on very little money.”
Eşanlamlılar: survive, live
Zıt anlamlılar: prosper
İsim
Örnek: “Poverty is a serious problem.”
Eşanlamlılar: lack of money
Zıt anlamlılar: wealth
Örnek: “The baby is sleeping.”
Eşanlamlılar: infant, little child
Zıt anlamlılar: adult
Örnek: “I have only a smattering of Italian.”
Eşanlamlılar: small amount, little knowledge
Zıt anlamlılar: mastery, expertise
Örnek: “He dismissed the critic as a philistine.”
Eşanlamlılar: boor, uncultured person
Zıt anlamlılar: connoisseur, cultured person
Örnek: “There is little likelihood of rain today.”
Eşanlamlılar: chance, probability
Zıt anlamlılar: impossibility, certainty
Örnek: “A sedentary lifestyle can harm your health.”
Eşanlamlılar: inactive, stationary
Zıt anlamlılar: active, energetic
Örnek: “We stayed in a cozy little cabin.”
Eşanlamlılar: comfortable, warm
Zıt anlamlılar: cold, uncomfortable
Zarf
Örnek: “Even my little brother knew the answer.”
Eşanlamlılar: also, flat
Zıt anlamlılar: uneven
Örnek: “My uncle became bald at a young age.”
Eşanlamlılar: hairless
Zıt anlamlılar: hairy
Belirleyici
Örnek: “I need some bread and milk.”
Eşanlamlılar: a few, a little
Zıt anlamlılar: none
Örnek: “The poor family needed food and water.”
Eşanlamlılar: needy
Zıt anlamlılar: rich
Örnek: “How much milk do we have?”
Eşanlamlılar: a lot
Zıt anlamlılar: little
Örnek: “Safety procedures must be stringently enforced.”
Eşanlamlılar: strictly, rigorously
Zıt anlamlılar: loosely, leniently
Örnek: “The novel criticizes modern materialism.”
Eşanlamlılar: consumerism, worldliness
Zıt anlamlılar: spirituality, idealism
Örnek: “We need to hurry or we’ll be late.”
Eşanlamlılar: rush
Zıt anlamlılar: delay
Örnek: “He spoke disparagingly of competitors, which looked insecure.”
Eşanlamlılar: scornfully
Zıt anlamlılar: respectfully
Örnek: “Public disparagement can trigger legal and reputational risk.”
Eşanlamlılar: denigration
Örnek: “Don’t start a petty argument over nothing.”
Eşanlamlılar: trivial
Zıt anlamlılar: important
Örnek: “Don’t yell at your little brother.”
Eşanlamlılar: shout
Zıt anlamlılar: whisper
Örnek: “I can hardly hear you.”
Eşanlamlılar: barely
Zıt anlamlılar: easily
Örnek: “The street is quiet.”
Eşanlamlılar: silent
Zıt anlamlılar: noisy
/tʃiːp/
Örnek: “This ticket is cheap.”
Eşanlamlılar: garish, tawdry, brassy
Zıt anlamlılar: expensive
/smɔːl/
Örnek: “The room is small.”
Eşanlamlılar: mean, diminutive, modest
Zıt anlamlılar: large, big, reversion
Yeni öğrendiklerinle bir soruyu cevapla ve önerilen düzeltmeyi al.
Doğal konuşun ve İngilizce konuşma seviyenizi A1’den C2’ye keşfedin.