Blog
Android cihazında İngilizce pratiği yap.
Sıfat
Örnek: “It was a major change in the plan.”
Eşanlamlılar: significant
Zıt anlamlılar: minor
İsim
Örnek: “Lack of funding was a major impediment.”
Eşanlamlılar: obstacle, hindrance
Zıt anlamlılar: aid, advantage
Belirleyici
Örnek: “Most children like games.”
Eşanlamlılar: majority
Zıt anlamlılar: least
Örnek: “The offense was classified as a misdemeanor rather than a felony.”
Eşanlamlılar: minor offense, infraction
Zıt anlamlılar: felony, major crime
Örnek: “It was not a major issue, just a mere detail.”
Eşanlamlılar: only, simply
Zıt anlamlılar: significant
Örnek: “The hotel reopened after a major refurbishment.”
Eşanlamlılar: renovation
Zıt anlamlılar: neglect
Örnek: “He was in deep grief after the loss.”
Eşanlamlılar: sorrow
Zıt anlamlılar: joy
Örnek: “It was only a minor problem.”
Eşanlamlılar: small
Zıt anlamlılar: major
Yeni öğrendiklerinle bir soruyu cevapla ve önerilen düzeltmeyi al.
Doğal konuşun ve İngilizce konuşma seviyenizi A1’den C2’ye keşfedin.