Blog
Android cihazında İngilizce pratiği yap.
Sıfat
Örnek: “They had a tacit agreement.”
Eşanlamlılar: implicit, unstated
Zıt anlamlılar: explicit
İsim
Örnek: “His taciturnity made him seem cold at first.”
Eşanlamlılar: reserve, reticence
Zıt anlamlılar: talkativeness, loquacity
/ˈtæsɪtɝːn/
Örnek: “He is taciturn in public.”
Eşanlamlılar: reticent, buttoned-up, untalkative
Zıt anlamlılar: voluble
Yeni öğrendiklerinle bir soruyu cevapla ve önerilen düzeltmeyi al.
Doğal konuşun ve İngilizce konuşma seviyenizi A1’den C2’ye keşfedin.